Türkiye'de Seçimler

Demokrasinin ayrılmaz parçasını oluşturan seçimlere ilişkin ülkemizin önemli bir tecrübeye sahip olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Ülkemizin sahip olduğu seçim tecrübesi, Osmanlı İmparatorluğu’ndan başlayarak çeşitli değişimlerle tekemmül etmiştir. Bu sürecin bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması; bugün seçime yönelik tartışmalara ışık tutabilecek niteliktedir.

Dünden bugüne ülkemizde gerçekleştirilen seçimlerin kısaca ele alınacağı bu yazıda, her bir seçim ayrı ayrı ele alınmayacak, bizzat seçim sürecine odaklanılacak, kurallar ya da uygulama bakımından özellik arz eden seçimler daha çok seçmen olma ve seçilme yeterlikleri yönünden ele alınarak, seçim sistemleri ve seçimlere katılım verileri paylaşılacaktır. Halkın iradesinin yönetime yansımasının en önemli örneklerini teşkil eden seçim süreçleri ele alınırken geçmişte yapılan referandumlar ve yerel seçimler ise kapsam dışında tutulacaktır. Bu şekilde ülkemizin seçim tecrübesi hakkında kısa bir panorama çizilmeye çalışılacaktır.

I. Meclisin açıldığı 1920 tarihinden itibaren Türkiye’de 26 genel seçim yapılmış, 27. genel seçim ise 14 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleştirilecektir. Bununla birlikte memleketimiz seçim tecrübesini ilk defa 1920 yılında yaşamamış olup 1876 tarihli Kanun-u Esasi’nin kabulünü müteakiben 1877 yılında ilk seçimimiz gerçekleşmiştir.

İlk Seçim-1877-Kanun-u Esasi Dönemi

Kanun-u Esasi’de her 50.000 nüfusa bir mebus düşecek şekilde meclisin oluşturulması öngörüldü ise de seçimlere özgü bir kanunun bulunmaması sebebiyle geçici talimata göre 1877 yılında yapılan seçimlerde 50 gayrımüslim 80 müslüman mebus olmak üzere 130 mebus olması üzerine karar kılınmış ve bu sayı ile temsilde iktifa edilmiştir. Seçimlerin iki dereceli olması öngörülmüş ise de bu kural sadece İstanbul ve çevresinde uygulanmış, diğer vilayetlerde vilayet meclisleri üyeleri birinci seçmen sayılmış, mebusları bunların belirlemesine karar verilmiştir. Seçilme şartları ise şöyledir:

  • Osmanlı Devleti vatandaşı olmak.
  • Her yönüyle emin ve itimada layık olmak, bunun için de ahlakının ve gidişinin temizliği ve dürüstlüğü ile tanınmış olmak.
  • 25 yaşından aşağı olmamak
  • Devletin resmi dili olan Türkçe’yi bilmek
  • Seçildiği vilayetin halkından olmak
  • Adli veya siyasi bir cinayet ve suç ile mahkûm olmamak
  • Memleketinde az çok emlâk sahibi olmak
  • Seçilecek kişi devlet memuru ise memurluktan ayrılmış olmak

    1877 tarihli Osmanlı-Rus Savaşı’nın patlak vermesine müteakiben meclis dağılmış,  ikinci döneminde de geçici talimata göre yapılan seçimler neticesinde 1877’nin sonunda göreve başlayan meclis II. Abdülhamid’in 13 Şubat 1878’de meclisi süresiz olarak tatil etmesiyle dağıtılmış olup bir sonraki seçim ancak 1908 tarihinde yapılabilmiştir.

    1908 Seçimleri-II. Meşrutiyet Dönemi

    İlk çok partili seçim olarak da nitelendirilebilecek Kasım-Aralık 1908 tarihleri arasında yapılan II. Meşrutiyet döneminin ilk milletvekili seçimlerine İttihat ve Terakki ile Ahrar Fırkası katılmıştır. Gizli oy ve açık sayım ile iki dereceli olarak yapılacağı öngörülmüş seçim için o dönem yapılan düzenlemelere göre seçmen olabilmek için:

  • 25 yaşından büyük olmak,
  • Medenî haklardan yoksun olmamak,
  • Yabancı bir devletin teb'ası olmamak ya da böyle bir iddiada bulunmamak,
  • Birinin hizmetinde olmamak,
  • İflas etmiş ise itibarını iade etmiş olmak,
  • Az çok devlete vergi verir olmak,
  • Bulunduğu yerde en az bir yıldan beri oturuyor olmak

şartları aranmıştır.

Yukarıdaki özellikleri taşıyan seçmenlerden her nahiyenin nüfusuna göre önce mebusları seçecek ikinci seçmenler seçilecekti. İkinci seçmenler tarafından ise aşağıdaki şartları taşıyan adayların mebus olarak seçilmesi öngörülmüştür:

  • Osmanlı teb'asından olması,
  • Geçici de olsa yabancı hizmetinde olmaması,
  • Türkçe bilmesi,
  • Otuz yaşını geçmiş olması,
  • Seçim sırasında birinin hizmetkârı olmaması,
  • İflas etmiş ise itibarını iade etmiş olması,
  • Kötü hali olmaması,
  • Borcundan dolayı, hükümetin, malına mülküne el koymamış olmaması,
  • Medenî haklardan yoksun olmaması,
  • Yabancı teb'asında olduğu iddiasında bulunulmaması.

Genel şartları bakımından fazlaca değişiklik olmayan bu dönemde 1912, 1914 ve 1919 yıllarında Mebusan Meclisi seçimleri yapılmıştır.

1920-Büyük Millet Meclisi Seçimleri

I. Dünya Savaşı sonrasında işgal şartlarında milli mücadelenin örgütlenmesi ve memleketin istiklalinin temini için girişilen hareketler neticesinde Ankara'da “olağanüstü yetkiler taşıyan” bir meclisin toplanacağına ilişkin Temsil Heyeti 19 Mart 1920 tarihli seçim talimatında, mevzuatın seçmen oranı, seçmenler, seçim kurulları ve seçilme yaşı hakkındaki hükümleri bir yana bırakılarak :

  • Seçimlerde aynı şekilde livalar esas tutulmakla beraber nüfus bahis konusu olmaksızın her livadan (5) üye seçilmesi,
  • Seçimlere müslüman olmayanların katılmaması, oy vermek için vergi yükümlüsü olup olmadığının aranmaması,
  • Milletvekilleri seçiminin yalnız ikinci seçmenler tarafından değil bunlara katılacak Genel Meclis ve Belediye Meclisi Üyeleri v e Müdafaayı Hukuk Cemiyeti Merkez veya İdare Heyeti Üyelerinden oluşan bir kurul tarafından aynı günde ve aynı oturumda yapılması,
  • Meclis üyeliği için her parti, dernek ya da topluluğun aday gösterebilmesi ve herkesin bağımsız olarak adaylığını koyabilmesi (Seçimde yaş kaydı aranmamış, (30) yaşından küçük (11) kişi milletvekili seçilmiştir.)

    66 seçim çevresinden seçilen 349 mebus ile Mebushan Meclisi’nden gelen 88 mebusun da katılımıyla 437 mebusla meclis teşekkül edilmiştir.

    Türkiye Cumhuriyeti Tarihinde Kullanılan Seçim Yöntemleri

    İki dereceli seçim sistemi: İki aşamada gerçekleştirilen bu seçim sisteminin birinci aşamasında müntehib-i evvel denilen birinci seçmenler, müntehib-i sani denilen ikinci seçmenleri; ikinci seçmenler de saylav denilen mebusları seçerlerdi. İlk Meclis üyelerinin milletvekili seçimleri ile 1923, 1927, 1931, 1935, 1939, 1943 seçimleri iki dereceli olarak yapılmıştır.

    Tek dereceli seçim sistemi: Bu seçim sisteminde ikinci seçmen uygulaması bulunmamaktadır. 1946 seçiminden itibaren uygulanmaktadır.

    Tek dereceli seçim sistemleri:

  • Çoğunluk sistemi: Bu sisteme göre bir seçim çevresinde kullanılan geçerli oyların salt çoğunluğunu alan siyasi parti o seçim çevresindeki tüm milletvekilliklerini kazanmaktadır. 1946, 1950, 1954 ve 1957 seçimlerinde “Liste Usulü Çoğunluk Sistemi” kullanılmıştır. Bu seçim sisteminde seçmenlere siyasi parti ve bağımsız adayların isimlerinin bulunduğu bir liste sunulmakta ve seçmen istediği adaya oy kullanabilmektedir.
  • Nisbi Temsil Sistemi: Siyasi partilerin çıkaracakları milletvekili sayısı aldıkları oy oranına göre belirlenmektedir. Çeşitli biçimleri bulunmaktadır.
  • Ulusal Artık (Milli Bakiye) Sistemi: Bir seçim çevresinde kullanılan geçerli oyların toplamı, o seçim çevresinin çıkaracağı milletvekili sayısına bölünerek, seçim sayısı adı verilen bir sayı elde edilir. Elde edilen seçim sayısının, o seçim çevresinde seçime katılan siyasi partilerin aldıkları geçerli oy sayısına bölünmesi suretiyle, siyasi partilerin o seçim çevresinden çıkaracağı milletvekili sayısı hesaplanır. Hesaplamadan sonra, tüm seçim çevrelerinde, siyasi partilerden artan geçerli oylar, milli seçim çevresi içinde toplanır. Elde edilen bu toplam, ilk hesapta, seçim çevrelerine bölüştürülemeyen milletvekili sayısına bölünerek, milli seçim sayısı hesaplanır. Daha sonra her siyasi partinin milli seçim çevresi içinde bulunan geçerli oy sayısının, milli seçim sayısına bölünmesi suretiyle de artan milletvekilliklerinin siyasi partilere dağıtımı yapılır. Bu işlem sonucunda da artan milletvekillikleri olursa, bu milletvekillikleri artık geçerli oyların, büyüklük sırasına göre siyasi partiler arasında paylaştırılır. Son milletvekillerinin dağıtımında, siyasi partilerin artık geçerli oy sayıları birbirine eşit ise, en fazla geçerli oy alan siyasi parti tercih edilir.
  • D’hondt Sistemi: Bu seçim sisteminde, seçim kanununda belirtilen barajı aşan siyasi parti ve bağımsız adayların, seçim çevresinde aldıkları geçerli oy (gümrük kapılarından yansıyan oylar dahil) önce bire, sonra ikiye ….. seçim çevresinin çıkaracağı milletvekili sayısına ulaşıncaya kadar bölünür. Bulunan sonuçlar, siyasi parti ve bağımsız aday farkı gözetilmeksizin, büyükten küçüğe dizilir.

    Büyüklük sırasına göre, seçim çevresinin çıkaracağı milletvekillikleri, siyasi parti ve bağımsız adaylara dağıtılır.”

    1923-Büyük Millet Meclisi Seçimleri

    Milli mücadele neticesinde sınırların, nüfusun değişmesi, saltanatın kaldırılmasıyla ufukta yeni bir devletin kurulmasının görülmesi ile yeni bir seçim kanunu hazırlanmış ve bu kanuna göre seçimlerde:

  • 20.000 kişiye bir vekilin düşeceği,
  • Seçmen olmak için asgari yaşın 18 olacağı,
  • Vergi verme şartının aranmayacağı,
  • Seçimin iki dereceli olacağı,
  • Her 200 seçmene karşılık gelecek şekilde ikinci seçmenlerin seçileceği,

    öngörülmüştür.

    Bu seçimler öncesinde henüz siyasi partiler teşekkül etmemiş fakat onların nüvelerini teşkil eden gruplar seçim çalışmalarında bulunmuştur. Ayrıca Osmanlı döneminden beri devam etmekte olan bir milletvekili adayının birden fazla seçim çevresinden aday olabilme uygulaması bu seçimde de kullanılmış, bu uygulama çeşitli değişikliklerle 1961 seçimlerine kadar devam etmiştir. Bu kısımdan sonraki açıklamalarda önceki kural ve uygulamalardan ayrılan yönler vurgulanmakla iktifa edilecektir.

    Tek Partili Dönem-1927-1931-1935-1939-1943 Seçimleri

    Bu dönemde seçimlere sadece Cumhuriyet Halk Fırkası katılmıştır. Bu dönemde bağımsız adaylara kontenjan ayrılması, azınlıkların ve kadınların mecliste yer alması, CHP içinden bir “bağımsız grup” kurulması gibi uygulamalar olmuştur.

    1927 yılında Cumhuriyet Halk Fırkası’nın parti tüzüğünde yapılan bir değişiklik neticesinde CHF’nin milletvekillerini belirleme yetkisi parti genel başkanına bırakılmıştır. 1927 seçimlerinde seçimlere katılım %23 gibi çok düşük bir oranda kalmıştır.

    Yine bu dönem, 1935 seçimlerinde kadınların seçme ve seçilme haklarını kullandıkları ilk seçim olmuştur. Buna göre seçmen olabilmesi için asgari yaşı 22 olarak belirlenmiş iken seçilmek için asgari 30 yaşında olmak aranmıştır. Bu seçimlerde meclise 17 kadın milletvekili girmiştir.

    Dönem içerisinde nüfusun artışı ve kadınlarında seçme ve seçilme haklarına kavuştuğu göz önünde bulundurularak 40.000 kadın-erkek seçmen için 1 milletvekilinin seçileceği kurala bağlanmıştır.

    Çok Partili Dönem

    1946 Seçimleri

    Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa çok partili bir seçimin gerçekleşmesi bakımından önem arz etmektedir.

    Bu seçimler açık oy ve gizli tasnif yönteminin uygulanması sebebiyle yapıldığı günden bugüne kadar eleştirilmiştir.

    1946 seçimlerinin bir başka önemli özelliği ise Osmanlı’dan bu yana ilk defa tek dereceli seçim sisteminin uygulanmış oluşudur. Bu seçimlerde ve 1961 senesine kadar yapılacak tüm seçimlerde yönetimde istikrarın ön plana çıkarıldığı ‘Liste Usulü Çoğunluk Sistemi’ uygulanmıştır.  Bununla birlikte seçmenler, partilerinin sunduğu adaylarla bağımsız adaylar arasından karma liste de düzenleyebilmektedirler.

    1950-1954 ve 1957 Seçimleri

    1950 senesinde seçim kanununda yapılan değişikliklerle hem gizli oy ilkesi hem de açık sayım ve döküm ilkesi hayata geçirilmiştir.

    Bu seçimlerin bir başka önemli özelliği ise %89,3 gibi çok yüksek bir oranda katılımın gerçekleşmesidir.

    1954 seçimleri itibariyle YSK’ya seçimlerin yönetimi ve denetimi konusunda tekelci bir yetki verilmiş ve seçimlere ilişkin hukuki güvence ilkesinin hayata geçirilmesi temin edilmiştir.

    1961 Anayasası Dönemi

    27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonucunda hazırlanan 1961 Anayasası döneminde seçmen olmak için asgari 21 yaşında olmak ve seçilebilmek için ise 30 yaşında olmak aranmıştır. Erkeklerin aday olabilmesi için ise askerlik hizmetini yapmış olmak ayrı bir şart olarak bu dönemde düzenlenmiştir.

    1961 Anayasası’nın 55. Maddesinde seçimlere ilişkin genel esaslar şu şekilde ifade edilmiştir:

    “Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme ve seçilme hakkına sahiptir. Seçimler, serbest, eşit, gizli, tek dereceli genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre yapılır”

    1961 Anayasası döneminde, Millet Meclisi seçimlerinde, seçim sistemi olarak

  • 1961 yılı seçimlerinde barajlı d’Hont sistemi,
  • 1964 yılı seçimlerinde milli bakiye sistemi,
  • 1969, 1973, 1977 seçimlerin de ise barajsız olarak d’Hont sistemi

    uygulanmıştır.

    1982 Anayasası Dönemi

    1982 Anayasası döneminde seçme ve halkoylamasına katılma haklarına sahip olmak için asgari yaş sınırı 18’e indirilmiş seçilebilme yaşı ise 30 olarak korunmuştur. Yine anayasanın ilk halinde erkek adayların seçilebilmesi için askerlik hizmetinin ifa edilmesi aranmaktayken, 2017 değişikliği ile askerlikle ilişiğinin bulunmaması şeklinde değiştirilmiştir.

    Bu dönemde Anayasaya açık hüküm koyularak yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının oy hakkını kullanabilmeleri amacıyla kanunun uygulanabilir tedbirleri belirleyeceği hüküm altına alınmıştır.

    1982 Anayasası döneminde, Millet Meclisi seçimlerinde, seçim sistemi olarak

  • 1983 seçimlerinde Çifte Barajlı d'Hondt Sistemi,
  • 1987 ve 1991 seçimlerinde Çifte Barajlı d'Hondt + Kontenjan Usulü,
  • 1995 yılından itibaren gerçekleştirilen tüm seçimlerde Ülke Barajlı d'Hondt Sistemi,

uygulanmıştır.

Çifte barajlı d'Hondt Sisteminde ülke barajı uygulandığı gibi seçime katılan siyasi partilerin her seçim çevresinde milletvekili çıkarabilmesi için o seçim çevresinde de barajı aşması gerekmektedir.

Kontenjan usulünde ise 6 ve daha fazla milletvekili çıkaracağı öngörülen illerin 4, 5 ve 6 milletvekili çıkarak seçim çevrelerinde partiler birer kontenjan adayı gösterecek ve kontenjan adayına parti aday listesinde sıra numarası verilemeyecek, kontenjan milletvekilliğini seçim çevresinde en fazla oyu alan parti kazanacaktır.

Bu dönemde ülke genelinde baraj %10 olarak belirlenmiş ve tüm seçimlerde uygulanmıştır. 14 Mayıs 2023 seçimlerinde ise baraj %7 olarak uygulanacaktır.

1991 seçimlerinde tercihli liste uygulaması yapılmış, partiler seçim çevreleri için çıkarılacak milletvekili sayısının iki katı kadar aday göstermiş ve seçmenlerin bunların arasından bir adayı işaretlemeleri suretiyle oy kullanacakları öngörülmüştür. Sonraki seçimlerde bu uygulamaya devam edilmemiştir.

2006 senesinde yapılan değişiklik ile seçilebilme yaşı 25’e indirilmiştir.

2011 seçimlerinde ilk kez Kürtçe propaganda yapılması serbest bırakılmış, tahta oy sandıkları yerine şeffaf, ısıya ve kırılmaya dayanıklı seçim sadıklarının kullanılması uygulamasına geçilmiştir.

2011 seçimlerinden sonrası için zikredilebilecek en önemli değişiklik ise 2017 Anayasa Referandumu ile birlikte seçilebilme yaşı 18’e indirilmiştir.

 


 

YARARLANILAN KAYNAKLAR

AKYILDIZ, Ali 'Meclis-i Meb‘ûsan', TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/meclis-i-mebusan.

ÇOKER, Fahri, Türk Parlamento Tarihi, TBMM-IV. Dönem (1931-1935), C.I, TBMM Bas., Ankara,

GÜNEŞ, İhsan, Türk Parlamento Tarihi: Meşrutiyete Geçiş Süreci: I. Ve II. Meşrutiyet C.I, Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları No: 4, Ankara.

GÜVEYİ, Ümit, Türkiye’de Seçme ve Seçilme Hakkı Boyutunda Yaşanan Demokratikleşme Sürecinin Kısa Tarihçesi ve Bu Süreçte Kadim Türk Kültürünün Rolü, TBB Dergisi 2018(137), ss.37-66.

KALUÇ, Şenol, Osmanlı Ahrar Fırkasının Kuruluşu, Faaliyetleri ve Sonu, Liberal Düşünce Dergisi, 2009, (54) , 191-227

Milletvekili Genel Seçimleri, Türkiye İstatistik Kurumu, Yayın No: 3685, Ankara, 2011

OLGUN, Kenan, 'Türkiye’de Cumhuriyetin İlanından 1950’ye Genel Seçim Uygulamaları' Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, vol. XXVII, no. , 2011, ss. 1-36

OLGUN, Kenan, 'Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda Ara Seçimler (1908-1912 Dönemi)' Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, vol. XXVIII, no., 2012, ss. 1-24.

ÖZBUDUN, Ergun, Seçim Sistemleri ve Türkiye, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:44, Sayı: 1, 1995, ss. 521-539









X
Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Devam etmekle, çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz. Daha fazla bilgi