BANGLADEŞ’TE DEVRİM SONRASI İLK SEÇİM: ŞUBAT 2026 GENEL SEÇİMLERİ VE ANAYASA REFERANDUMU

BANGLADEŞ’TE DEVRİM SONRASI İLK SEÇİM: ŞUBAT 2026 GENEL SEÇİMLERİ VE ANAYASA REFERANDUMU

Bangladeş, Temmuz 2024’te kamu kontenjan düzenlemeleriyle tetiklenen toplumsal hareketliliğin kısa sürede rejim krizine dönüşmesi ve Şeyh Hasina yönetiminin devrilmesi sonrası hızlı bir geçiş takvimi içinde sandığa gitti. Devrim sonrası dönemde geçici yönetim; siyasal belirsizlik, meşruiyet tartışmaları ve güvenlik riskleri altında ülkeyi seçime taşıma sorumluluğunu üstlendi.

Bu çerçevede seçimlerin Nisan 2026’dan Şubat 2026’ya çekilmesi ve 11 Aralık 2025’te takvimin ilanı ile süreç hız kazandı. Genel seçim, anayasa referandumu ile eş zamanlı biçimde 12 Şubat 2026’da gerçekleştirildi. Seçimler, özellikle 30 yaş altı toplumsal dinamiğin belirleyici olduğu bir devrim sonrasında yapılması nedeniyle ayrı bir dikkat çekti.

Seçim Süreci: Katılım, Güvenlik Tedbirleri ve Referandum

Seçim Komisyonu verilerine göre 12 Şubat’taki seçim ve referandumda katılım oranı %59,44 olarak açıklandı. 127.711.793 kayıtlı seçmen bulunurken yaklaşık 75,9 milyon seçmen oy kullandı. Seçime kayıtlı 59 partiden 50’si ile bağımsızlar katıldı; toplam 2.028 aday, 299 milletvekilliği için yarıştı.

Geçiş yönetimi, seçim güvenliği ve kamu düzeni için kapsamlı tedbirler aldı. Seçim öncesinde mobil bankacılık işlemlerinin kısıtlanması, ruhsatlı silahların teslimi ve motosikletlerin trafiğe çıkarılmaması gibi önlemler dikkat çekti. Seçim günü 100.000’den fazla asker ile yaklaşık 200.000 polis sahada görev yaptı; sandıkların geniş bölümünde kamera ile izleme yoluyla şeffaflığın artırılmasına çalışıldı.

Seçimle eş zamanlı yapılan referandumda; iki meclisli yasama, kadın temsilinin artırılması, yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi ve başbakanın görev süresinin iki dönemle sınırlandırılması dahil bir dizi reform paketi oylamaya sunuldu ve %68,6 “Evet” ile kabul edildi.

 

SİYASİ REKABET VE SEÇİMİN DİNAMİKLERİ

Bangladeş’te Şubat 2026 seçimleri, “normal siyaset” ile devrim sonrası dönemin “hesap verebilirlik / geçiş adaleti” gündeminin aynı anda yürüdüğü bir iklimde gerçekleşti. Bu nedenle kampanya, yalnızca ekonomik vaatler veya sosyal politikalar etrafında değil; aynı zamanda 2024 sonrası devlet kapasitesinin yeniden inşası, kurumların güvenilirliği ve siyasal düzenin meşruiyeti üzerinden şekillendi.

Seçimlerin en tartışmalı başlığı, Awami Birliği’nin (AL) seçim sürecinin dışında kalması oldu. Bangladeş’in Pakistan’dan ayrılarak bağımsızlığını kazanmasında tarihsel olarak belirleyici rol oynayan; kendisini seküler ve sosyal demokrat bir çizgide tanımlayan Awami Birliği, son yıllarda artan otoriterleşme eleştirileri ve yönetim pratiği nedeniyle toplumsal meşruiyetini önemli ölçüde yitirdi. Bu süreç, Temmuz 2024’teki demokrasi yanlısı kitlesel hareketin bir “siyasal kırılma”ya dönüşmesiyle sonuçlandı ve Awami Birliği hükümetten uzaklaştırıldı. Geçiş yönetimi, partinin Mayıs 2025’te tüm faaliyetlerini kapsayacak şekilde yasaklandığını; bu kararın ulusal güvenlik değerlendirmeleri ve 2024 dönemindeki şiddet olaylarıyla bağlantılı soruşturmalar çerçevesinde alındığını duyurdu. Bu durum, seçim rekabetinin eşitliği ve temsil niteliği konusunda eleştirileri artırdı; bazı kesimler açısından seçimleri “eksik rekabetli” bir yarış görüntüsüne yaklaştırdı. Diğer yandan geçiş yönetimi cephesinde bu adım, “devrim sonrası düzenin korunması” ve “şiddete bulaşmış yapıların siyaset alanından çıkarılması” argümanıyla savunuldu.

Awami Birliği’nin dışarıda kaldığı tabloda siyasal rekabet, ağırlıklı olarak BNP ile Cemaat-i İslami ve devrim sonrası görünürlüğü artan Ulusal Yurttaşlar Partisi (UYP) gibi yeni/ittifak aktörleri arasında yoğunlaştı. Kampanya dilinde ortak tema “Temmuz Ruhu” oldu: reform, yolsuzlukla mücadele, kamu yönetiminde şeffaflık ve önceki döneme ilişkin hesap sorma söylemi hemen her aktörde farklı tonlarda karşılık buldu. Bu çerçevede seçim, bir anlamda “yeni dönemin kurumsal rotasını belirleme” yarışına dönüştü.

Siyasi rekabeti sertleştiren önemli bir unsur da devrim sonrası dönemde artan “yargılama-siyaset” kesişimi oldu. Önceki yönetim kadrolarına ilişkin soruşturmaların ve yargı süreçlerinin kamuoyunda güçlü karşılık bulması, kampanyayı klasik parti rekabetinden çıkarıp “geçiş adaleti” tartışmasıyla iç içe geçirdi. Bu durum, seçimin meşruiyetini değerlendiren aktörlerin argümanlarını da ikiye böldü: bir tarafta “eski düzenin tasfiyesi” vurgusu; diğer tarafta “temsil ve çoğulculuk” kaygısı yer aldı.

SONUÇLAR: 20 YIL SONRA İKTİDAR DEĞİŞİMİ

Resmî açıklamalara göre Bangladeş Milliyetçi Partisi (BNP), 300 sandalyenin 209’unu kazanarak tek başına hükümet kurma hakkını elde etti. Cemaat-i İslami 68 sandalye, UYP ise 6 sandalye kazandı. Bu tablo, ülke siyasetinde uzun süre devam eden iktidar düzeninin sandık yoluyla değiştiği bir dönüm noktası olarak kayda geçti.

Sonuçların siyasal anlamı iki düzeyde öne çıktı. Birinci düzey, parlamento çoğunluğunun el değiştirmesiyle yürütme gücünün yeni bir siyasal merkeze kaymasıydı. İkinci düzey ise seçimle aynı gün yapılan referandum nedeniyle, tartışmanın sadece “kim yönetecek” sorusuyla sınırlı kalmaması; aynı zamanda “nasıl bir kurumsal mimari” sorusunun da doğrudan gündemin merkezine taşınması oldu. Bu nedenle 2026 seçimi, yalnızca iktidar değişimi değil; reformların uygulanabilirliği üzerinden yeni dönemin test alanı olarak da görüldü.

 

ŞEFFAFLIK VE MEŞRULUK TARTIŞMALARI

Seçim güvenliği için olağanüstü ölçekli tedbirler devreye alındı. Seçim öncesi dönemde mobil bankacılık işlemlerine getirilen kısıtlamalar, ruhsatlı silahların teslimine ilişkin düzenlemeler ve motosiklet kullanımına yönelik sınırlamalar gibi önlemler, seçimlerin yüksek güvenlik iklimi içinde yürütüldüğünü gösterdi. Seçim günü yüksek sayıda güvenlik personeli sahada görev yaptı; sandıkların önemli bölümünde kamera ile izleme gibi şeffaflığı artırmaya dönük uygulamalar kullanıldı.

Buna rağmen, bazı bölgelerde sonuçların ve tutanakların açıklanma hızına ilişkin eleştiriler gündeme geldi. Ayrıca sandık görevlilerine müdahale edildiği iddiaları, yer yer şiddet ve taciz vakaları ile oy iptallerine ilişkin tartışmalar, seçim gününün ardından siyasi söylemde yer tuttu.

Bazı aktörler belirli bölgeler için yeniden sayım ve itiraz süreçlerini işletme yönünde açıklamalar yaptı. Bu tablo, bir yandan “yüksek güvenlik ve kontrol” yaklaşımını meşrulaştıran bir gerekçe olarak okunurken; diğer yandan “rekabetin serbestliği” ve “sandık güveninin toplumsal kabulü” bakımından kurumların uzun vadeli kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğine işaret etti.

GENEL DEĞERLENDİRME

Şubat 2026 seçimi, devrim sonrası geçiş döneminin sandık yoluyla tamamlanması bakımından kritik bir eşik oluşturdu. Aynı gün yapılan referandum ise reform gündeminin yalnızca kampanya söylemi olarak kalmayıp, kurumsal tasarım düzeyine taşındığını gösterdi. Bu çerçevede önümüzdeki dönemin üç belirleyici başlığı öne çıktı: (i) reform paketinin uygulanma takvimi ve somut sonuç üretme kapasitesi, (ii) rekabet ortamının normalleşmesi ve temsil tartışmalarının yönetimi, (iii) seçim güvenliğinin olağanüstü tedbirlerden ziyade kurumsal kapasite ve standart prosedürlerle sürdürülebilir hale getirilmesi.

Bu başlıklarda atılacak adımlar, 2026 seçimini “tek seferlik bir geçiş seçimi” olmaktan çıkarıp, yeni dönemin kalıcı kurumsal çerçevesine dönüştürme potansiyelini belirleyecektir.

Kaynaklar:

 


BANGLADEŞ’DE  SİYASAL YAPI

Bangladeş, parlamenter ağırlıklı bir siyasal sisteme sahiptir. Yürütmenin siyasal ağırlık merkezi Başbakanlık, anayasal/temsili düzlemde ise Cumhurbaşkanlığıdır.

  • Devlet Başkanı (Cumhurbaşkanı): Cumhurbaşkanı, halk tarafından değil, Ulusal Parlamento (Jatiyo Shangsad) üzerinden dolaylı yöntemle seçilir. Görev süresi 5 yıldır ve bir kez uzatılabilir.
  • Hükümet ve Yürütme (Başbakan): Başbakan, genellikle parlamentoda çoğunluğu elde eden siyasi hareketin lideridir ve Cumhurbaşkanı tarafından atanır. Ülkenin günlük yönetimi ve politika belirleme süreçlerinde asıl icracı aktör Başbakandır.
  • Yasama (Jatiyo Shangsad – Ulusal Parlamento): Yasama organı Jatiyo Shangsad olarak adlandırılır ve toplam 350 sandalyeden oluşur:
    • 300 sandalye: Seçim bölgelerinden doğrudan seçimle belirlenir.
    • 50 sandalye (kadın kontenjanı): Parlamenterler aracılığıyla dolaylı seçilir ve kadınlara ayrılmış temsili güçlendirme mekanizmasıdır.
  • Görev süresi: Milletvekillerinin görev süresi 5 yıldır.

Not: Bu çerçevede, seçim sonuçları doğrudan yasama kompozisyonunu belirlediği için, hükümetin kurulması ve yürütmenin yönü büyük ölçüde parlamento çoğunluğuna göre şekillenir.

 

 

Hazirlayan: Ahmet Deveci